Aşk koca bir yalan...
İnternetin sanallığında tanımıştım onu...Bu sahte dünyada ki buna reel dünyayı da katıyorum bana çook gerçek gelmişti...Çokta iyi anlaşıyoduk yani yazışıyoduk...Telefonlar alınıp verildi,en azından arkadaşlığın bi kısmı reele dönmüştü...Ben karşımdaki insana aşık olmuştum işte,belki sesine belki fiziğine ama en önemlisi sahte olamayacığını düşündüğüm yüreğine inanmıştım...Üniversite okuduğu için şehir dışındaydı ve biz asla karşılıklı oturup konuşamadık...Telefonda süper gidiyodu ilişkimiz o da aşık olduğunu söylüyordu,mutluyduk yada mutlu olduğumuzu sanıyorduk...Sabahlara kadar telefon görüşmeleri,mesajlaşmalar herşey süperdi...Ama bir gün çekip gitti hayatımdan,hiç bi açıklama yapmadan,üstelik tüm iletişim bilgilerini iptal ederek...Ulaşamadım asla,ağladım gecelerce evet saçmalıktı belki ama ağladım...Bulunduğum kenti terk ettim,yeni bir şehre yerleştim ama hep aklımın bir köşesinde vardı o unutmamıştım...Bir gün hayatımdan nasıl sessizce çıktıysa aynı sessizlikte geri girdi...Evet geldi ve affettim,hiç bişey yokmuş gibi acı çekmemişim gibi hayatıma kabul ettim çünkü sevmiştim ve seviyordumda...Bu kez bırakmayacağını düşünüyordum,inandırmıştı beni buna...Kaldığımız yerden devam ettik her şeye,hatta yanıma gelmeyi birlikte yaşamayı bile düşünmeye başlamıştık...Tüm olumsuzluklara inat ben hep yanında olmaya çalıştım,hep arkasında olduğumu anlattım...Ona yüreğim dedim daha ötesi varmıydı ki...Ama yine olmadı,bu kez evleniyorum diyerek gitti,ondan bana ne köy ne de kasaba olmayacağını söyledi...Oysa ben ondan ne köy olmasını ne de kasaba olmasını bekledim,ben sadece benim olmasını;yüreğim olmasını aldığım nefes olmasını istedim...Olmadı,gitti ve bu defa yüreğimi de aldı götürdü beraberinde,aşka olan inancımı...Zaten kalbi olmadan nasıl severki insan...Ewet ben çook sevdim ama sevilmedim işte ve ikinci kez bana aşkın koca bir yalan olduğunu ispatladı yine...Şimdi bitkisel hayatta yaşıyorum evet artık pollyanna değilim,don kişot gibi yeldeğirmenleriyle savaşıyorum...Bedenimdeki aşk yaraları ise hala taze...Beynimde ise hayatıma giren bütün kadınların izleri ve çook sevdiğim ama bunu anlamayan insanın gözleri...Hayat bir sahnedir ya;her oyuncu kendi senaryosunu oynar,dilerim herkes yüreğinin güzelliğinde bir finalle bitirir oyunu...
Yorum (0) Yorum Yaz Kalıcı Bağlantı
HAYALLERİNİ YAK EVİ ISIT
Sevgim seni yurduna getirdi:
tuzak ev,dilsiz baba,yenik anne...
İşte hepsi bu...
Hayallerini yak,evi ısıt.
Gideceğin en büyük oda arka odan.
İçerden sesleri geliyor annenle babanın,
yanlış ilişkiler ayaklarını yerden kesiyor.
Artık biliyorsun çarpınca duvara ne kadar
acıyacağını kalbinin.
Sevgim seni yurduna getirdi...
Arkadaşların çok uzaklara gitti.
Sevmeden seviştiler özgürlük adına
Kaptırmadan kendilerini hiçbir şeye,
bütün hazları tattılar.
Sense evinde kaldın,
acıları gömme töreninde.
Katı kuralların vardı,
tutucuydun onlara göre.
Döndüler sonra birer birer
sana sordular yine de kaderlerini.
neydi yaşamak, neydi hayatın anlamı...
Bütün yanlış ilişkiler seni yurduna getirdi.
Artık biliyorsun yere düşünce ne kadar
acıyacağını kalbinin.
Sevgim seni yurduna getirdi.
Yorum (0) Yorum Yaz Kalıcı Bağlantı
ISTIRABIM SENDE
Biliyorum konuşacak bir şeyimiz yok
Ama gözlerini al gel
Elindeki yarayı, suskunluğunu, acemiliğini
Beni birisi severse inanmam
Seni birisi severse utanırsın
Bilmediğin bir hastalığa acımak için bile olsa gel
Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz yok
Ama ıstırabım sende, mutlaka al da gel
Yorum (0) Yorum Yaz Kalıcı Bağlantı
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...
İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...
Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...
Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...
Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...
Aşkta yarın yoktur sevgili...
Yorum (0) Yorum Yaz Kalıcı Bağlantı
ÖZLEM
O denli o denli çok beklettin
Alıştırdın bekletmeye kendini
Çok zamanlar geçti de geldin
Senden çok seviyorum senin özlemeni...
Yorum (0) Yorum Yaz Kalıcı Bağlantı
<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>